Bugün ilk ders ingilizceydi ama TVY yaptık. Bayramın nasıl geçti muhabbetlerinden sonra biraz kişisel bir olaya derinlemesine göz attık. İngilizce hocamız çok güzel sevimli mavi gözlü siyah saçlı orta boylarda hoş bir bayan. Doğrusu en sevdiğim öğretmenlerden birisidir. Bütün bayramdan sonra ders işlemenin zor olduğunu söyledi. Gerçektende 9 gün bayram tatilinden sonra derslere kendini veremiyor insan. Yeniden okula alışmak zor geliyor kanımca. Aslında okul hayatı güzel. Arkadaşlarım beni özlemiş olduklarını mutlu olarak gördüm... Bayramda fark ettiğimiz değişiklikleri sordu hoca. Herkes eskisi gibi olmadığını vurguladı bayramların. Ben bayramların artık neşeli geçmediğini çünkü saygı görülen bir büyüğümüz yani dedemin öldüğünü bu sebepten ailenin dağıldığını söyledim. Bu konulardan sonra şunu anladık ki herkesin ortak derdi bayramların eski bayram olmayışı... Herkesin eminim böyle bir derdi var. Hatta sizlerin bile. Yani buradan da anlaşıldığı gibi hiç birimiz bayramlardan memnun değil! Neyse sonra hoca nereye gittiğini söyledi. Köye gitmiş ve orada kendisinden küçük bir akrabasının yaşamını görmüş ve üzülmüş. İşi sadece evi temizlemek yemek yapmak vs. imiş. Kendisini yetiştirmek istemiş ama başaramamış. Ortaokuldan sonra kuran kursuna verilmiş. Bir polisle evlenmesine bile karşı konulmuş. Okumuş bir abisi varmış ve hayli bencilmiş. Burada bu kıza ne önerebileceğimizle ilgili fikirler soruldu. Çoğu kişi abisinden yardım istemesiyle ilgili konulardan bahsetti. Bende şöyle dedim;
-Mümin Sekmanın kitabından okuduğum üzerine bu kızın yapması gereken tek şey ataleti üzerinden atabilmek. İnsanlar bir çok şeyi yapmak isterler ama harekete geçmezler. Bu atelet durumudur. Kızın tek yapması gereken zincirleri kırması.
Hoca bunun üzerine heycanlandı ve doğru söylediğimi kızada bunu anlattığını söyledi. Ve kız İstanbula gelecek burada kendini yetiştirecekmiş. Bu iyi haber. Kimsenin yaşamını engellemeye hiç birimizin hakkı yoktur. Bu çocuğunuz bile olsa onun kararlarına saygı duymak durumundasınızdır.
Sonraki ders edebiyattı ve hocamızda erkek tabii... En çok sevdiğim hocalar grubunda o da var. Çünkü eğlenceli bir adam. Ve onun dersinin hiç bitmemesini istemişimdir çoğu kez. Bayramımızın nasıl geçtiğini sordu hoca.Ben parmak kaldırdım. Ben daha lafıma başlamadan "yaseminin çok güzel şiirleri var. Facebooka gelip gruba üye olun okuyun görürsünüz" şeklinde bir reklamımı yaptı =) bende o facebooooook
taki şiirlerimin çalındığını söyledim. O da "demek ki şiirlerin çalınacak kadar güzel" dedi. "neyse" dedim "bayramımı anlatayım." Bu sırada bazı bağrışmaları susturmaya çalışan hoca heyyyt diye bir nara attığından konuşmam yarıda kaldı
Neyse durulduklarında anlatmaya devam ettim. "Hocam benim bayramımın ilk 2 günü hasta olarak geçti. Arkadaşlarımla programım vardı iptal etmek zorunda kaldım" dedim ve hoca yan tarafta oturan çocuğa nannnnn şeklinde bir atılım yapınca yine konuşmam bölündü kaldı öyle =) sonra evet diye bana döndüğünde "yani bayramım çok kötü geçti" deyip oturunca hoca da dahil gülmeye başladı =)
Sevgilimle de konuşuyorduk bugün. Dün gecenin 3ünde beni korkutacak mesajlar attığı için özür diledi. Neredeyse ayrılma noktasına gelmiştik çünkü. Allahtan böyle birşey olmadı. Ayrılsakta yapabileceğim birşey yok artık. Çünkü ben ayrılıkların canımı yakabileceğine inanmıyorum. Sevdadan çok ayrılıkları anlatan şiirlerimde buna en güzel örnek değil mi zaten...